-- Reklam Alanı 9 --

-- Reklam Alanı 10 --



Darcan “Unutulmamalıdır ki; milli ekonominin temeli tarımdır”

İpsala Ziraat Odası 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününü kutladı.

08:51:07 | 2018-05-16
-- Adversting 5 --

14 Mayıs 2018 Pazartesi günü saat 11.00’da İpsala Ziraat Odası Başkanı ve (TZOB) Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Darcan ile İpsala Ziraat Odası çalışanları ve protokol üyelerinin katılımında İpsala Cumhuriyet Meydanı Atatürk Anıtı önünde çelenk töreni gerçekleştirildi.

İpsala Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Darcan’ın Atatürk Anıtına çelek sunumunun ardından Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının söylenmesi sonrasında TZOB Yönetim Kurulu Üyesi ve İpsala Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Darcan’ın 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeni ile günün anlam ve önemini belirten konuşması ile devam etti.

Daha sonra tören kutlamaları İpsala Ziraat Odası Binasının önünde devam etti. Burada katılımcılara saz ile birlikte Trakya havaları eşliğinde lokma ayran ikramının da bulundu.

Darcan, günün anlamını belirten konuşmasında açık mesajlar vererek çiftçi adına taleplerde bulundu

Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından alınan kararla 1984 yılından buyana, her yıl 14 Mayıs günü ülkemizde ve tüm dünyada “Dünya Çiftçiler Günü” olarak çeşitli etkinliklerle kutlanmakta olduğunu ifade ederek konuşmasına başlayan Darcan;

Tarımın önemine dikkat çekti ve tarımda yaşanılan sorunlara değinerek destelemeler ve tarım sigortaları hakkında şunları söyledi:

“Tüm zorluklara rağmen tarlada kalıyor üretimden vazgeçmiyoruz

“Bu günün kutlanmasıyla değeri çok da iyi anlaşılmayan tarım sektörünün ve çiftçilerimizin gündeme gelmesi sağlanmaktadır. Tarım, önemi tartışılmaz bir sektördür. Bütün insanlık tarihi boyunca tarım, en stratejik sektör olmuştur. Önemi hiçbir zaman azalmamış, aksine her geçen gün artmıştır ve artmaya da devam edecektir. Dünyada yoksulluk oldukça, kıtlık sürdükçe, açlık devam ettikçe tarımsal üretimi artırmak zorundayız. Ülkemizdeki tarım sektörü var olan potansiyelini tam olarak gerçekleştirememektedir. Sektör potansiyelini değerlendirdiğinde sadece çiftçimizin değil, gayri safi milli hasılayla yaptığı destekle ülkemizin zenginliğine de büyük katkı sağlayacaktır. Ama üzülerek belirtmek gerekirse, tarım sektörünün ve tarım sektöründe çalışan insanlarımızın önemini bu ülke henüz anlaşılmış değil. Hangi koşullarla, hangi maliyetlerle üretim yaptığımız iyi bilinmiyor. Zor tabiat koşullarına rağmen, yağmur, çamur demeden gecemizi gündüzümüze katarak üretimi sürdürüyoruz. Tüm zorluklara rağmen tarlada kalıyor üretimden vazgeçmiyoruz.”

55 üründe dünyada ilk 10 sırada yer alıyoruz”

2017 yılı verileriyle, milli hasılaya 51,7 milyar dolarlık katma değer ekliyor, üretici fiyatlarıyla, 88 milyar dolarlık üretim yapıyor, 17 milyar doların üzerinde gıda ve tarım ihracatına imkân tanıyoruz. Tarım sektörü olarak, Ocak ayında bile 5 milyona yakın istihdam sağlıyoruz. Yaz aylarında tarımsal istihdamı 6 milyona çıkarıyoruz. İşsizliği ortalama 2 puan düşürüyoruz. Üretim çeşitliliğinde Çin, Hindistan, ABD gibi ülkelerle yarışıyoruz. 55 üründe dünyada ilk 10 sırada yer alıyoruz. Çok stratejik bir konumdayız. İçinde bulunduğumuz bölgede, başta Ortadoğu olmak üzere, Rusya, Kafkasya, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Doğu Avrupa’da büyük bir gıda talebi bulunuyor. Bu coğrafyanın tam ortasında yer alıyoruz. Rahatlıkla bölgenin tarımsal üretim merkezi olabiliriz. “

“ Bu kadar parçalanmış arazi ve işletme yapısıyla verimli tarımsal üretim yapmak imkânsızdır”

Tarım sektöründe var olan potansiyelimizi kullanmamızı önleyen sorunlar var. Bunları çözmek zorundayız. Çözüm bekleyen sorunlarımızın başında yapısal sorunlarımız gelmektedir. Tarımsal işletmelerimiz küçük, arazilerimiz çok parçalıdır. Ortalama işletme büyüklüğümüz 61 dekar ve bu alan yaklaşık 10 parselden oluşuyor. Bu kadar parçalanmış arazi ve işletme yapısıyla verimli tarımsal üretim yapmak imkânsızdır. Bu sorunun çözülmesi, işletmelerin büyütülmesi gerekiyor. Bu açıdan arazi toplulaştırma çalışmaları büyük önem taşıyor. Sulama hepimizin bildiği gibi ülkemizin en önemli meselelerinden biridir. Hala ekonomik ve teknik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektarlık arazinin 2,15 milyon hektarını gerekli altyapı çalışmaları tamamlanamadığı için sulayamıyoruz. Sulanan alanlarda da yüzde 60’a varan oranlarda tasarruf sağlayan basınçlı sulama sistemlerine yaygın olarak geçemedik. Hızla basınçlı sulama oranını artırmamız gerekiyor.

“Ürünümüzü değerinden satamıyoruz”

Tarımda en büyük sorunlarımızdan biri de örgütlenmedir. Örgütlenmeyi etkin olarak sağlayamadığımız için üretim planlaması yapamıyoruz. Ürünümüzü değerinden satamıyoruz. Çiftçimiz, istikrarlı bir gelir elde edemezken, tüketicimiz de makul fiyatlarla ürün tüketemiyorlar. Tarlada 1 lira olan ürün markette 5-6 liraya çıkabiliyor. Çiftçilerimizin taleplerini madde madde sıralarsak, şunları söylemek mümkündür: Hazineye ait arazilerde ecrimisil ödeyerek tarımsal üretim yapan çiftçilerimizin çiftçi kayıt sistemi ÇKS’ye kayıt yaptırabilmelerinin yolu açılmalıdır. İntikali yapılmamış arazilerde intikal işlemlerini hızlandırmak için, 15 Mayıs 2018 tarihine kadar uzatılan “miras kalan tarım arazilerinin intikal işlemleri esnasında alınan tapu harcı muafiyeti” devam ettirilmelidir.

“TRT payı kaldırılmalıdır”

2 B arazilerinin, tarım arazisi olarak korunması kaydıyla çiftçimize satışında rayiç bedel, tarımsal arazi rayiç bedeli üzerinden belirlenmelidir. Çiftçilerimize verilen doğrudan destekler, Tarım Kanununda öngörüldüğü gibi gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 1’ine çıkarılmalıdır. Tarımsal desteklerden alınan yüzde 2 ile yüzde 4 arasında değişen stopaj kesintisi kaldırılmalıdır. Çiftçilerimizin 2 bin liranın üzerinde vadesi geçmiş vergi, tarımsal amaçlı sulamada kullanılan elektrik, sulama işletme ve bakım ücreti, su kullanım hizmet bedeli borçlarının desteklerden kesilmesi uygulamasından vazgeçilmelidir. Tarımda kullanılan elektrik, tohum, fide ve ilaçtan alınan KDV sıfırlanmalı, elektrikteki enerji fonu ve TRT payı kaldırılmalıdır. Hayvancılık işletmelerinde kullanılan elektriğe tarımsal sulama abone grubu tarifesi uygulanmalıdır.

“ yeraltı suyu kullanım ücreti yeniden 1 liraya düşürülmelidir”

Çiftçimizin düşük faizli kredi talebi karşılanmalı, tarımsal kredilerde kredi masrafları alınmamalı, sigorta mecburiyeti kaldırılmalıdır. Çiftçilerimize yeni finansman olanakları sağlanmalı, takibe düşmüş kredi borçları faizsiz ve uzun vadeli olarak yapılandırılmalıdır. Dekar başına 1 liradan 5 liraya yükseltilen yeraltı suyu kullanım ücreti yeniden 1 liraya düşürülmelidir. Üreticilerimize kullandıkları yem için fatura karşılığında belli bir miktar destek verilmeli veya yemi Tarım ve Kredi Kooperatifleri/üretici örgütleri kanalıyla uygun fiyattan temin edebilmelerine imkan sağlanmalıdır.

Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları ertelenmelidir

2017 yılında olduğu gibi, 2018 yılında da doğal afetlerden zarar gören çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları ertelenmelidir. Tarım sigortalarında primler çiftçimizin ödeyebileceği seviyelere çekilmeli, sigorta kapsamı genişletilmelidir. Tarım Bağ-Kurlularda aylık prim ödeme gün sayısı 25 günden, 2008 yılında olduğu gibi yeniden 15 güne indirilmelidir. Çiftçilerimize, prim ödedikleri her yıl için 90 gün, 4 yılda 1 yıl hesabıyla fiili hizmet payı, kamuoyunda bilenen ismiyle yıpranma hakkı verilmelidir.

 

“söz verilen % 50 mazot desteği istenilen başarıya ulaşamamıştır”

Kadın çiftçilerimizin, sigortalı olmadan önce gerçekleşen doğum nedeniyle hizmet borçlanması yapabilmesi sağlanmalıdır. Çiftçilerimize muafiyette geçen süreler için borçlanma imkanı verilmelidir. Tarım girdisinin önemli bir gider kalemi olan mazotta söz verilen % 50 mazot desteği istenilen başarıya ulaşamamıştır. Mazot desteği tekrar gözden geçirilmelidir. Üretimde kullanılan mazottan ÖTV ve KDV kaldırılmalı bu uygulama pompa başında yani Çiftçinin ihtiyaç duyduğu zamanda verilmelidir. Unutulmalarıdır ki Milli ekonominin temeli tarımdır.  

-- Adversting 6 --


ETİKET :  

Tümü